İnsan dünyadaki tüm yüklerden değil, sır
tına aldığı ağırlıktan ezilir. İnsan var olan her şey
den değil, sadece önemsediği ve ilgi duyduğu
şeyden etkilenir. Uzaktaki bir kaza bizi sarsmaz
ken, yakınımızdakinin canımızı yakması bundan
dır. Sorun olayda değil, bizim ona verdiğimiz kıy
mettedir. Zihin, sadece kapısını açtığı gürültüden
rahatsız olur.
Bu kitap, zihni iki kelimeyle özgürleştirme
sanatıdır: Normalleştirme ve İlgisizlik. "Olabilir"
demek algıyı normalleştirerek zihni yatıştırır. Bir
anne çocuğunun evi dağıtmasını normal gördü
ğünde huzuru ve keyfi bozulmaz; çünkü beyin,
normal bulduğu şeye karşı psikoloji üretmez. Ha
yatı, olayları, olguları, duyguları "olabilir" diyerek
karşıladığınızda, sizi sarsma gücü biter. Olabilir
zihni esnetir. Esneyen ağaç kırılmaz, esneyen zi
hin incinmez. Bir futbol topunu onuncu kattan da
atsanız yara almaz. Ama bir porselen tabak ma
sadan dahi düşse paramparça olur. Neden bazı
ları her şeyi kafaya takarken bazıları dünya yansa
dönüp bakmaz? Çünkü zeminlerinin esneklik dü
zeyi farklıdır.
"İlgilenmiyorum" demek ise zihnin kapısını
kapatmaktır. İlgi, duyguların suyudur. İlgisiz bı
raktığınız her ağaç gibi, ilgi göstermediğiniz her
sevgi gibi, ilgisiz kalan her duygu eninde sonunda
kurumaya mahkûmdur. Sevgi duygu da kaygı,
korku, sıkıntı gibi duygular değil mi!
Ekonomi, siyaset ya da başkalarının hayatı;
ilgilenmediğiniz sürece size asla etki edemez. Be
yin, önemsemediği ve ilgilenmediği şeye tepki
vermez. Sektör size her duygu durum değişimini
önemsetmeye çalışırken siz tam tersini yapın.
Normalleştirin ve ilginizi kesin.
Unutmayın: İltifat da sözdür, hakaret de.
Biri sizi mutlu ederken öteki tüm modunuzu yerle
bir eder. İşte bu, sözün gücüdür. Esasında bu, al
gının gücüdür. Zira algı kavramlarla yani sözlerle
oluşur.